Archives 1 Ocak 2025

Yasir

AMMAR BİN YASİR

AMMAR BİN YASİR

Kimsesiz, fakir, Yemenli bir aileye mensuptu. İslam tarihinde “Yasir Ailesi” adıyla anılan bu aile, müşriklerin en büyük zulüm ve işkencelerine maruz kaldı. Bu işkencelerin tek bir sebebi vardı: Yasir Ailesinin İslam nuruna bağlanmaları. Müslümanların sayısı arttıkça müşrikler endişeye kapılıyordu. Bedevi, vahşi müşriklerin elinde müminleri caydırmak için işkence silahından başka bir şey yoktu. Caydıramayınca da çılgına dönüyorlardı.

Yasir Ailesinin genç evladı Hz. Ammar’ı gönlü, İslamiyet’le çarpıyordu. Mutlaka gidip Resulullah’ı görmeli, İslamiyet’i ondan öğrenmelidir. Resul-i Ekrem efendimiz İslam’ın tebliğ merkezi olan Dârü’l Erkam‘da idi. Burada, gelenlere İslam’ın hakikatlerini anlatıyor, nazil olan ayetleri öğretiyordu. Hazreti Ammar B. Yasir doğruca Darü’l Erkam’a vardı. Resulullah’ın huzuruna gitti. Kur’an-ı Kerim ‘ in yüce hakikatlerini dinledi. Orada hemen İslamiyet’i kabul etti. Bu sırada yeryüzünde müslümanların sayısı bir elin parmağı kadardı. Rivayete göre ilk Müslüman olan yedi kişiden biride Hz.Ammar B. Yasir’dir.

YasirAilesinin tamamı İslamiyetle müşerref oldu. Fakat, müşriklerin korkularından bunu gizliyordu. Çünkü, bu aile Mekke’ye dışarıdan gelmişti. Mutlaka güçlü bir kabilenin himayesinde bulunmaları gerekirdi. Yasir ailesinin hamisi Mekke müşriklerinin kuvvetli kabilelerinden Mahzumoğulları idi. Bu kabile YasirAilesinin her şeyini kabul edebilirlerdi, fakat Müslüman olmalarına asla. Önce mükafatlarlarla vazgeçirmek istedilerse de muvaffak olamayınca işkencelere giriştiler. Böylece İslam tarihinin ilk işkenceli hayatını bu ilk Müslümanlar yaşadı.

Yasir Ailesinin üç ferdi Hz. Yasir, Hz. Sümeyye ve Hz. Ammar kızgın kumlar üzerine yatırarak Mekke’nin dehşetli sıcağında aç ve susuz bırakılmışlardı. Müşriklerin bu işkencelerini gören ve engel olamayan Resulullah Efendimiz (S.a.v) buna çok üzülüyor ve yüce Allah’a şöyle yalvarıyordu: “ Allah’ım, Yasir Ailesinden rahmetini esirgeme, onları affet.”

Hz.Yasir, Resulullah’ı görünce dayanamayarak gözyaşları içinde “Ya Resulullah, bu işkenceler ne zamana kadar devam edecek?” Diye sordu.

Resulullah EFENDİMİZ, “sabredin ey Yasir Ailesi, sabredin bu sabrınızın ve sebatınızın mükâfatı cennettir” buyurarak onları teselli etti.

Yasir Ailesi, gerçekten İslam tarihinin en üstün sabır örneğini göstermişti. Müşriklerin isteklerine ise asla boyun eğmemişlerdi.

Onlar Kur’an ‘ ın nuruna aşık olmuşlardı. Ailenin büyüğü Hz. Yasir işkenceler altında İslam’ın izzetini muhafaza etti, zalimlere asla boyun eğmeyerek, ruhunu Cenabı Hakk’a teslim etti. Cesedi işkenceler altında ezilirken, ruhu şehit olarak cennete uçtu.

Hanımı Hz. Sümeyye imanda Sebahat’ın zirvesindeydi. Ona işkence yapmayı üzerine alan İslam’ın en büyük düşmanı Ebu Cehil’di. Fakat Hz. Sümeyye, Ebu Cehil’in bütün zorlamalarına beş para ehemniyet vermiyordu. Ebu Cehil onun bu ısrar ve sebahatini anlamıştı. Sonunda mızrağını çekti şehit etti.

Böylece Yasir İslam’ın ilk erkek şehidi, Hazreti Sümeyye de İslam’ın ilk kadın şehidesi oldu. Onlar bu ağır imtihanları başarıyla verdiler, İslamiyet’in kökleşmesi için hayatlarını feda ettiler. O büyük peygamberin Müjdesine mazhar olarak ebedi saadete girdiler.

Sıra artık oğulları Yasir‘e gelmişti. Gözü önünde anne ve babası acımasızca şehit edilmişti. Kendisi de ağır işkenceler altında halsiz kalmıştı. Müşrik gurubun Ammar B. Yasir’den istedikleri, Resulullah’ın aleyhinde konuşmasıydı. En azından imanından vazgeçtiğini. LAT ve UZZA putların “Muhammed’in dininden “ iyi olduklarını belirtmesiydi. HZ.AMMAR B.YASİR metanetini yitirmemişti. Fakat, kurtuluş çaresi yoktu. Ya öldürülecekti veya istedikleri şeyleri söyleyecekti. HZ.AMMAR B.YASİR İslamiyet’in yücelmesi için hangisi daha iyi olacağını düşünüyor, bir türlü karar veremiyordu onların istediklerini söylemek ölümden daha ağır geliyordu. Nihayet yine Resulullah’a konuşmak için isteklerim yerine getirdi. ” Diliyle” dininden vazgeçtiğini bildirdi. Müşrikler de onu serbest bıraktılar.

YASİR kalben söylememişti, ama yine de endişeliydi. Kalbi tir tir titriyordu. Ellerinden kurtulur kurtulmaz doğru Resulullah’a koştu. “ Helak oldum, İmanımı inkar ettim, ya Resulullah” dedi ve her şeyi baştan sona anlattı. Resulullah (S.a.v) “Kalbin Nasıl?” Diyerek, sözle söylediklerini kalbinin iştirak Edip etmediğini sordu. “Kalbim imanla doludur” diyen Hz.Ammar B.Yasir’e Resulullah’ın cevabı şu oldu: “AMMAR B.YASİR” tepeden tırnağa imanla doludur şayet sana tekrar böyle işkenceler yaparlarsa, tekrar aynı taktik ellerinden kurtulmanda bir mahsuru yoktur.”

Ammar Bin Yasir

Hz.AMMAR B.YASİR daha sonra Medine’ye hicret etti. Resulullah onu Ensar’dan Huzeyfe bin Yeman ile kardeş yaptı. Mekke’de ona en ağır işkenceleri reva gören müşrik Huzeyfe Bin Muğire’ye karşı yüce Allah ona en iyi dost ve kahraman kardeş olan Hz. Huzeyfe Bin Yeman’ı vermişti. Bu saadeti tadan Hz. Ammar B.Yasir daima Allah’a şükrederdi.

İslam tarihinde ilk mescit fikrini ortaya atan Hz.Ammar B.Yasir’dir. Resulullah efendimiz Medine’ye hicret ettiklerinde, Resulullah bir ibadetgah istirahat’gah lazım diyerek ilk olarak bir mescit yapılmasını teklif etti. Kuba mescidi onun bu fikrinden doğdu. Hz.Ammar B.Yasir, bu mescidin bizzat inşaatında çalışmış, omuzlarında taş taşımıştır.

Hz.Ammar B.Yasir Bedir ve Hendek harb’lerine katıldı. Büyük kahramanlıklar gösterdi. Yalancı peygamber müseylime karşı savaştı. Harb esnasında Müslüman mücahitlerin morallerini devamlı yüksek tuttu.

Sevgili peygamberimizin çok sevdiği sahabe’lerden birisi şüphesiz Hz.Ammar B.Yasir’di Resulullah Hz.Ammar B.Yasir’i görünce yüzü sevinçle dolardı. “Hz. Ammar B. Yasir’e düşman olan Allah’a düşman olur.” Ona kin besleyen ve onu kızdıran Allah’ı kızdırmış olur” Cennet Ali, Ammar, Selman ve Bilal’i şiddetle arzu etmektedir“ şeklindeki hadis-İ şerifler, peygamberimizin Hz.Ammar B.Yasir’i ne derece sevdiğini göstermesi bakımından manidardır.

Şu hadisede bunun canlı bir misalidir: birgün Hz. Halid Bin Velid ile Hz.Ammar B.Yasir arasında bir tartışma çıktı. Tartışmada Hz. Ammar B.Yasir haklıydı. İkisi de birbirlerini Resulullah’a şikayet ettiler. Resulullah Efendimiz yukarıda zikrettiğimiz Ammar B.Yasir’i kızdırmamalarını istedi. Hz Halid derki: Yemin ederim Resulullah’ın huzurundan ayrıldığımda Hz.Ammar B.Yasir’i nasıl memnun edeceğimden başka bir şey düşünemiyorum.

Zühd ve sadelik içinde bir hayat geçiren Hz.Ammar B.YASİR, Hicri 37 senesinde sıffİn Harbinde şehid oldu.
                                                                                                                                                                     ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN…

 

Abdülaziz Çekirge          

www.musabyasirozen.com.tr

 

 

Musab

MUSAB

MUSAB

İftar için tatlı bir telaş vardı. Abdurrahman B. Auf önündeki iftar sofrasına şöyle bir bakiverdi. Nedendir bilinmez aklına birden MUSAB gelmişti. “MUSAB şehit edildi. Halbuki o benden daha hayırlıydı.” Dedi sonra. Uhud Savaşı’nda şehit düşen Musab‘ın hali bir türlü gözünün önünden gitmiyordu. Öylesine yokluk içindeydi ki bedenine kefen yapılacak doğru dürüst bir örtü bile bulunamamıştı. Zorlukla elde edilen bir bürdeyle kefenlendi. MUSAB lakin o onunla da başı örtüldüğünde ayakları örtüldüğünde başı açıkta kalıyordu. MUSAB yokluk içinde bu dünyadan göçüp gittiği halde, kendisi dünyada türlü türlü nimetlere nail olmuştu. O günü hatırladıkça gözyaşlarına hakim olamıyordu. Uzanamadı eli sofraya bir türlü, kalktı gitti.

ABDURRAHMAN B. AUF gibi adını işiten herkes hayırla yâd ediyordu MUSAB B. UMEYR’i. Müslüman olmak uğruna hiçbir Kureyş’linin yapamayacağı bir fedakarlıkta bulunmuş, sahip olduğu konforlu hayatı ve zenginliği hiç tereddüt etmeden elinin tersiyle iti vermişti. Halbuki Mekke’de onun gibisi yoktu. Genç ve yakışıklıydı. Saçının güzelliği, kıyafetlerinin gösterişi, kullandığı koku hatta giydiği ayakkabının kalitesi herkesin dilindeydi, anne babası onu çok seviyor, bir dediğini iki etmiyordu. Herkes nasıl da imreniyordu onun ihtişamlı yaşantısına. Musab B. Ümeyr

Meraklı bakışların kuşatması altında olan MUSAB o günlerde gizliden gizliye Erkam‘ın evine gidiyordu. Kimsenin haberi yoktu Allah’a ve Resul’üne iman ettiğinden. Bir gün kabilesinden Osman Ö. Talha onu namaz kılarken gördü ve hemen ailesine giderek durumu haber verdi. Oğullarının Müslüman olmasına çok öfkelenen anne ve babası, onu vazgeçirmeye kararlıydılar. Günlerce hapsettiler, baskı altında tuttular ama döndüremediler gittiği yoldan. Genç MUSAB Allah ve Resul’ünün uğruna sahip olduğu her şeyi terk etti. Hem de hiç tereddüt etmeden. Onların sevgisi bir yana, dünya ve dünyaya dair ne varsa hepsi bir yanaydı.

İslam davetinin açıktan yapılmasıyla birlikte müşriklerin baskılarını artırmaları nedeniyle Musab B. Umeyr beraberindeki bir grup Müslüman ile Habeşistan’a hicret etti. Bir müddet orada kaldıktan sonra tekrar Mekke’ye döndü. Birinci akabe biatında medine’li müslüman’ların isteği üzerine Allah Resulü onu Medine’ye öğretmen olarak gönderdi. Genç ve yetenekli MUSAB Resulullah’ın tebliğ metodunu iyi biliyordu. Bunun yanı sıra o zamana kadar inen Kur’an ayetlerini ezberlemesi ve etkili konuşma tarzıyla da dikkat çekiyordu. Kısa sürede bir çok insanın gönlünü kazanan Musab, başka Sa’d B. Muaz ve Üseyd çok sayıda medine‘linin önde gelenleri olmak üzere çok sayıda Medinelinin Müslüman olmasına vesile oldu. Onun çabası sayesinde artık her ensar evinde mutlaka bir Müslüman vardı. Bir yılın ardından beraberinde yetmiş beş müslüman’la ikinci Akabe Biatı için Mekke’ye gelen MUSAB, Allah Resul’ünün verdiği görevi hakkıyla yerine getirmiş ve onun haddini kazanmıştı.

Musab Bin Ümeyr

MUSAB B. UMEYR ilmi ve ahlakının yanı sıra cesareti ve azmi ile de örnek bir sahabiydi. Hz. peygamber Bedir ve Uhud savaşlarında Sancaktarlık görevini ona vermişti. Uhud’da savaşın en zor anında dahi bir an olsun Resulullah’ı yalnız bırakmadı MUSAB. Daha önce Allah ve Resulü uğruna sahip olduğu her şeyi feda eden, Ensar‘ın ilk öğretmeni artık elinde kalan tek şeyi, canını feda etmek üzere savaş meydanındaydı. Zira Allah’a verilen sözün gereğiydi bu ve Mus’abü’l Hayr’ın verdiği sözden geri dönmeye hiç niyeti yoktu. İbn Kamie’nin kılıç darbeleriyle önce sağ el ardından da sol eli koptu. Yine de sancağı düşürmedi kollarıyla tutarak göğsüne bastırmaya devam etti. En sonunda mızrakla yaralanarak şehit düştü. Savaşın ardından Allah Resulü’nü ölümüyle en çok hüzünlendirenlerden biri o oldu. Resulullah Musab’ın yüzüstü düşmüş bedeninin başında durduktan sonra o ve beraberindeki diğer şehitlere hitaben Allah katında şehitler olduklarına kıyamet günü bizzat şahitlik edeceğini söyledi. İslam’la şereflenmeden önce asaleti ve zenginliği dilden dile dolaşan MUSAB B. UMEYR’in şehit olduğunda bedenini tamamen örtecek bir kefeni bile yoktu. Bunun üzerine Hz. Peygamber, başının örtülmesini, ayaklarının üzerine ise İzhir otu konulmasını istedi.

Hicretten sonra yüce Allah’ın mükafatıyla ashab çeşitli nimetlere nail olmuşken MUSAB B. UMEYR bunların hiçbirini göremeden yokluk içinde şehadet’e yürümüştü. Fakat onun nezdinde Allah ve Resul’ünün sevgisi yanında malın, mülkün, şöhretin hiçbir kıymeti yoktu. Onun gerçek serveti İMANIYDI…

 

Hıdır Akkaşoğlu         
www.musabyasirozen.com.tr

error: İçerik korunuyor !!!